parallax background

Bir Komün Olarak Yaşayan Ormanlar ve Onların Gizli Dünyaları

Aralık 2, 2018
yuruyus, doga yuruyusu, meditasyon
Yürüyüş Yapmanın Arkasına Gizlenmiş İçsel Yolculuk
Kasım 25, 2018
petranboard-rize-snowboard
Petranboard mu? Snowboard mu?
Aralık 9, 2018

Bir tohumdan var oluyor koca orman. Küçücük bir tohumla devasa ağaçlar yerleşiyor yeryüzüne ve hiç usanmadan besliyorlar bizi. 400 bine yakın türüyle her yanımızı saran bitkiler, yaşadığımız dünyaya ev sahipliği yapıyorlar. Peki onları ne kadar iyi tanıyoruz?

Taşlar hareket eder, Ağaçlar konuşur. 

Shakespeare, Macbeth


Yaşadığımız evrenin sırlarını tamamen keşfedemesek de, onu tanımaya, kanunlarını ve sınırlarını araştırmaya devam ediyoruz. Öğrendiğimiz her yeni sır, bir öncekinden az şaşırtmıyor bizi. Böyle olunca, keşfetmekten hiç usanmıyoruz biz de. İçinde yaşadığımız, sınırlarını tahmin bile edemediğimiz kocaman bir evren var. Nasıl durabiliriz ki?

Evrendeki en gizemli canlılardan biri olan bitkiler, varlıklarıyla insanlara hayatta kalma şansı verse de, insanoğlunun varlığının bitkilere böyle bir olumlu etkisi olduğunu söyleyemeyiz maalesef. Her yanımızı sarmış, biz ne yaparsak yapalım yaşamaya ve yeşermeye devam eden bu gizemli canlı türü, insanoğlunu hayrete düşüren özelliklere sahip.

Kocaman gövdeleriyle ormanları oluşturan ağaçlar, toprağı bin bir çeşit cinsiyle örten bitkiler, 400 bin farklı türde sınıflandırılıyor bilim insanlarınca. Bu kadar kalabalık bir aile olunca, her birinin farklı özellikleri, faydaları ve güzellikleri oluyor tabi hayatımıza. Dışardan baktığımızda yüzlerce farklı ağacın ve bitki türünün oluşturduğu ormanlar, aslında bu kadarla sınırlı olmayan büyük bir komün.

Ağaçların Savunma Mekanizması

Bitkilerin geçirdiği değişimler, insan ömrüyle orantılandığında ortaya bir uçurum çıkıyor. Dolayısıyla, bitkiler üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar da diğer alanlardaki çalışmalara göre oldukça yavaş ilerliyor. Öyle ki, bu alanda yapılan ilk bilimsel çalışma 1983 yılı olarak biliniyor. Yaklaşık 35 sene önce Washington Üniversitesi’nden Zoolog David Rhoades’in yaptığı çalışma, ağaçların geliştirdiği savunma mekanizmaları üzerineydi. David Rhoades’ın yaptığı çalışmaya göre, söğüt ağaçları kendi yapraklarıyla beslenen böceklerden korunmak için, yapraklarının acılaşmasını sağlayan kimyasallar tespit etti.

1990’lı yıllarda Kruger Milli Parkı’nda gerçekleşen topluGüney Afrika Antilopu ölümleri, bitkilerin dünyasında başka bilinmeyenlerin bulmasına neden olur. Pretoria Üniversitesi’nden Zoolog Wouter Van Hoven’a ait araştırmalarda ağaçların savunma mekanizmalarının önemli ölçüde yaptırıma sahip olduğu görülür. Parktaki Akasya ağaçları, Güney Afrika Antilop’ları ve zürafalar için besin kaynağıdır. Akasya ağaçlarının yapraklarının yenmesine karşın, Söğüt ağaçlarınınkine benzer geliştirdikleri savunma mekanizmaları, rüzgarın yardımıyla çevrelerindeki ağaçlara iletilir ve ormandaki ağaçların önemli bir kısmı bu savunma mekanizmasını devam ettirir. Bu da Güney Afrika Antiloplarının beslenmek için yedikleri ağaç yapraklarından zehirlenerek ölmesine neden olmuştur. Çok çarpıcı bir gerçek ise, zürafaların bu savunma mekanizmasını öğrenmeleri ve ağaç yapraklarını rüzgara karşı yemeye başlamasıyla zehirlenme riskini azalttıklarıdır.  Bitkilerin hayvanlar ve çevreleri ile olan ilişkilerine örnek olacak bu çalışmalar, geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmalarla oldukça ilerledi. Konunun önemli isimlerinden biri de, Ekolojist Suzanne Simard’dı.

Konuşan Ağaçlar

Görsel © Diàna Markosian / Suzanna Simard

Bitkiler arasındaki iletişimin var olduğu bilinmekteydi fakat Suzanne Simard, bunu bilimsel verilerle ve sonuçlarla, ağaçların doğal ortamında kanıtladı. Yaklaşık 35 senedir üzerinde çalıştığı ormanların, üzerindeki ağaçlarla ve altındaki milyonlarca kilometrelik veri ağıyla kompleks bir bütün olduğunu gösterdi.

Suzanne Simard’ın çalışmaları, ağaçların oldukça kuvvetli bir iletişim ağı ile birbirlerine bağlı olduklarını gösterdi hepimize. Köknar ve Huş ağaçları üzerinde başlayan çalışmalar, iki ağaç türü arasındaki karbon alışverişini gözler önüne serdi. Birbirlerinin besin ihtiyaçlarına göre farklı besin değerlerini kökler aracılığı ile ileten ağaçlar, aynı zamanda çevrelerinde bulunan küçük fidanları da besliyordu.

Ağaç köklerinde bulunan mantarların, ağaçların yeraltı iletişim ağının bir parçası olduğu da bu çalışmalarla ortaya çıktı. Bildiğiniz gibi mantarlar fotosentez yapmazlar. Fotosentez yapamadıkları için ise bu işlem sonrasında ortaya çıkan birtakım maddelere ihtiyaç duyarlar. Ağaçlar ve mantarların iş birliği ile bu sorun da ortadan kalkıyor. Ağaç köklerinde yaşayan mantarlar, toprak altındaki köklerin birbirleri ile iletişimini, besin alışverişini sağlarken, ağaçlardan da fotosentez sonrası ihtiyaç duydukları besinleri alıyorlardı. Böylece, farklı türlerdeki bitkilerin nasıl bir komün gibi yaşadıklarına şahit oluyoruz.

Mantarların ağaç kökleri üzerindeki etkisi.

Yapılan araştırmalar, bitkilerin birbirilerini tehlike durumlarında uyardıklarını hatta birbirilerini koruduklarını da ortaya çıkardı. Zarar gören ağaçlar, ‘’Anne Ağaç’’ olarak isimlendirilen ağaçlar tarafından besin takviyesiyle yaşamaya zorlanıyordu. Anne ağaçların diğer bir görevi de, çevresindeki fidanları korumak ve beslemekti. Anne Ağaçlar, genellikle ormandaki en yaşlı ağaçlardı. Çünkü yaşlı bir ağaç, genç ağaçlara göre daha büyük bir köke ve daha büyük bir iletişim ağına sahipti.

Suzanne Simard ve diğerleri, bitkilerin dünyasında büyük bilinmezlerden bazılarını aydınlatmışlardı. Ağaçların, yeraltı iletişim ağının varlığını (mycorrhizal networks) hepimize göstermişlerdi. Ekolojist Suzanna Simard’a ait bir röportajı paylaşmak isteriz. Konuyu bir de kendisinden dinleyelim. 

Suzanne Simard ağaçların iletişimi hakkında konuşuyor.

Evrende varlığını sürdüren karmaşık doğal oluşumların çoğu, insan eli değmediği müddetçe kusursuz işleyen mekanizmalardır. Fakat insanın varlığı ile bu kusursuz işleyen yapı aniden bozulabiliyor. Bilinçsiz ağaç kesimi, ormanların binyıllardır oluşturduğu bu iletişim ağını paramparça edebiliyor. Kesilen ağaçların yerine yeni ağaçların dikilmesi ise, eski iletişim ağını canlandıran bir gelişme olmuyor maalesef.

Doğanın sırlarına her defasında şaşırıp kalsak da, bu bilinmezliği ile doğa insanlar için masalsı varlıklar olmaya devam ediyor. Değişen mevsimler, bitki türleri ve üzerinde yaşayan yüzlerce farklı canlı ile ormanlar, hayallerimizi süsleyen ve bilinmezliği ile hepimizi büyüleyen mekanlar. İyi ki varlar.

Bir cevap yazın

📲 Ücretsiz İndir