parallax background

Fotoğraf Kompozisyon Rehberi – Fotoğrafçılık İpuçları [1/10]

Sporun Tarihsel Gelişimi; Dağcılık
Aralık 30, 2018
Toplumdan Uzak Doğaya Yakın; Weatherman
Ocak 13, 2019

Fotoğraf kompozisyonlarınızı ve tekniğinizi bu yönergeleri izleyerek geliştirin, fotoğraflarınızın estetik ve görsel seviyesini arttırın.

Fotoğraflarınızı nasıl oluşturmanız gerektiğine dair kırılmaz kurallar yok. Bununla birlikte, fotoğraflarınızın kompozisyonunu geliştirmek için kullanabileceğiniz birkaç yol bulunuyor. Bu yazıda, her birinin örnekleriyle birlikte bu yönergelerin bazılarını listeledik. En temel olanlarla başlayarak, daha gelişmiş kompozisyon teknikleriyle bitiyoruz.

Öncelikle ‘kompozisyon’ ile ne ifade edildiğini tanımlamamız gerekiyor. Kompozisyon, bir sahnedeki çeşitli unsurların bir çerçeve (kadraj) içerisinde düzenlenme şeklini ifade eder. Bunların birçoğu, binlerce yıldır sanatta kullanılmış ve gerçekten daha çekici kompozisyonlar elde etmeye yardımcı olan taktikler.

  1. Üçler Kuralı
  2. Merkezi Kompozisyon ve Simetri
  3. Kılavuz Çizgileri
  4. Desenler ve Dokular
  5. Yakın Kadraj
  6. Negatif Boşluk
  7. Sadelik
  8. Alan Derinliği
  9. Açı Değişikliği
  10. Renk Bütünlüğü
  11. Altın Oran

Muhtemelen en iyi bilinen kompozisyon tekniği ile başlayacağız: Üçler Kuralı.

Üçler Kuralı

Çok basittir. Kadrajınızı aşağıda gösterildiği gibi  3 dik ve 3 paralel çizgi ile 9 eşit dikdörtgene bölüyorsunuz. Birçok kamerada artık bu ızgarayı canlı çekim modunda gösterme özelliği var. Bu özelliği nasıl açacağınızı görmek için kameranızın kullanma kılavuzunu kontrol edebilirsiniz. Buradaki fikir, sahnenin önemli unsurlarını bir ya da daha fazla çizgi boyunca ya da çizgilerin kesiştiği bölgelere yerleştirmektir. Ana konuyu ortaya yerleştirmek isteyen doğal bir eğilimimiz var. Üçler Kuralı’nı uygulayarak, objemizi merkezden uzağa yerleştirmek, fotoğrafımızı daha çekici kılabilir.

Bu fotoğrafta, ufkumu çerçevenin alt üçte biri boyunca ve çizgideki en büyük ve en yakın ağaçlar boyunca sağa doğru yerleştirdim. Büyük ağaçların çerçevenin ortasına yerleştirilmesi durumunda fotoğraf aynı etkiye sahip olmayacaktı.

Prag’daki Eski Şehir Meydanı’nın bu fotoğrafında, çerçevenin ilk üçte üçünü ufuk çizgisine yerleştirdim. Binaların çoğu orta üçte oturur ve karenin kendisi çerçevenin alt üçte birini kaplar. Kilisenin kuleleri, çerçevenin sağ tarafındaki yatay çizgiye yakın yerleştirilir.

Merkezi Kompozisyon ve Simetri

Biraz önce ana konuyu çerçevenin ortasına yerleştirmemenizi söyledik, şimdi ise tam tersini söylüyoruz! Çerçevenin ortasına bir konu yerleştirmenin gerçekten çok iyi durumları var. Simetrik sahneler, ortalanmış bir kompozisyon için mükemmeldir. Kare boyut fotoğraflarda da çok iyi görünüyorlar.

Dublin’deki Ha’penny Köprüsü’nün bu fotoğrafı, merkezlenmiş bir kompozisyon için mükemmel bir adaydı. Mimari ve yollar genellikle ortalanmış bir kompozisyon için harika konular oluşturur.

Yansımaları içeren sahneler, kompozisyonunuzdaki simetriyi kullanmak için iyi birer fırsattırlar. Bu fotoğrafta, sahneyi oluşturmak için aslında üçte bir kural ve simetri kuralının bir karışımı kullanılmış. Ağaç, çerçevenin sağında merkezden dışarı doğru konumlandırılmış, ve göldeki mükemmel su simetriyi sağlıyor. Siz de rahatlıkla çeşitli kompozisyon kurallarını tek bir fotoğrafta birleştirebilirsiniz. 

Kılavuz Çizgileri

Kılavuz çizgileri, izleyiciyi görüntüde yönlendirmeye ve önemli unsurlara dikkat çekmeye yardımcı olur. Yollardan, duvarlardan veya desenlerden herhangi bir şey kılavuz çizgileri olarak kullanılabilir. Aşağıdaki örneklere bir göz atın.

Eyfel Kulesi’nin bu fotoğrafında, kaldırım taşları üzerindeki desenleri kılavuz çizgiler olarak kullanılmış. Yerdeki çizgiler, izleyiciyi uzaktan Eyfel Kulesi’ne götürüyor. Ayrıca, bu sahne için ortalanmış bir kompozisyon kullanıldığını da fark edeceksiniz.

Önde gelen çizgiler, yukarıdaki resim tarafından gösterildiği gibi düz olmak zorunda değiller. Aslında kavisli çizgiler çok çekici kompozisyon özellikleri olabiliyorlar. Bu durumda yol izleyiciyi sola ağacın içine doğru sallamadan önce çerçevenin sağına yönlendirir. 

Desenler ve Dokular

İnsan doğal olarak desenlere çekilir. Görsel olarak caziptirler ve uyum gösterirler. Desenler, bir dizi kemer gibi yapılmış veya bir çiçek üzerindeki yaprakları gibi doğal olabilir. Desenlerin fotoğraflarınıza dahil edilmesi, her zaman hoş bir kompozisyon yaratmak için iyi bir yoldur. Daha az düzenli dokular da göze çok hoş geliyor olabilir.

Yukarıdaki iki fotoğrafın ikisi de Tunus’ta çekilmişti. Soldaki kubbede, kubbeli binaya göz atmak için kaldırım taşlarındaki deseni kullandım. Binanın kendisi bir dizi kemer şeklinde bir örüntü içermektedir. Kubbeli çatı da aşağıdaki yuvarlak kemerleri tamamlar.

İkinci fotoğrafta, taş işinin zeminini gerçekten çok beğendim. Bu, ilk fotoğraftaki desenden daha az düzenlidir, ancak yüzeydeki ışık ve gölge oyunu çok hoş. Geçitlerin duvarlarında ve çatısında ilginç dokular da var. Ayrıca, kemerin diğer tarafındaki adam ve kafenin etrafında bir çerçeve oluşturduğunu da fark etmiş olabilirsiniz.

Yakin Kadraj

Kadrajın konunuzla doldurulması, etrafta çok az alan bırakılması veya boş alan bırakılması bazı durumlarda çok etkili olabilir. Görüntüleyicinin dikkatini dağıtmadan, tamamen ana konuya odaklanmasına yardımcı olur. Ayrıca izleyicinin normalde mümkün olmayan konu ayrıntılarını keşfetmesini sağlar. Yakın kadrajlar çoğu zaman objenin elemanlarını gerçekten kesebileceğiniz kadar yakınlaşmayı gerektirir. Birçok durumda, bu çok orijinal ve ilginç bir kompozisyona yol açacaktır.

Evcil hayvan kedimin soldaki fotoğrafında, kafanın ve yeleğin kenarlarını kırparak bile, kadrajı yüzüyle tamamen doldurulduğunu fark edeceksiniz. Bu gözlerde, kürklerinde ve dokularındaki ayrıntılara gerçekten odaklanmamızı sağlıyor. 
Paris’teki Notre Dame Katedrali’nin ikinci çekiminde, binanın kenarlarında çok az yer var. Bu fotoğrafın amacı, binanın ön cephesinin mimari detayını sergilemektir.

Negatif Boşluk

Bir kez daha, kendimle tamamen çelişeceğim! Geçtiğimiz bölümlerde kadrajı doldurmanın bir kompozisyon aracı olarak iyi çalıştığını söyledim. Şimdi size tam tersini yapmanın da iyi olduğunu söyleyeceğim. Konunuzun etrafında çok fazla boş veya ‘negatif’ alan bırakmak da çok çekici olabilir. Sadelik duygusu yaratır. Kadrajı doldurmak gibi, izleyicinin dikkatinin dağılmadan ana konuya odaklanmasına yardımcı olur.

Mauritius’taki Hindu tanrısı Shiva’nın dev bir heykelinin bu fotoğrafı, negatif alanın iyi bir örneği. Heykel belli ki ana konu ama ben etrafta sadece gökyüzü tarafından doldurulmuş bol miktarda alan bıraktım. Bu, dikkatimizi heykelin kendisi üzerinde yoğunlaştırırken, konuşmanın ana konusunu “nefes almaya” veriyor. Kompozisyon ayrıca bir sadelik duygusu yaratır. Olay hakkında karmaşık bir şey yok. Gökyüzüyle çevrili heykel, hepsi bu. Ayrıca, heykeli kadrajın sağına yerleştirmek için üçte bir kuralı kullandım.

Sadelik

Geçtiğimiz tavsiyede ana konu etrafında negatif alan bırakmanın nasıl sadelik duygusu yaratabileceğini gördük. Sadelik, güçlü bir bileşim aracı olabilir. Genellikle “daha azın daha fazla” olduğu söylenir. Sadelik, genellikle ana konuya dikkat çekmeyen, karmaşık olmayan arka planlarla fotoğraf çekmek anlamına gelir. Nesnenin bir bölümünü yakınlaştırarak ve belirli bir ayrıntıya odaklanarak basit bir kompozisyon da oluşturabilirsiniz.

Bu ilk fotoğrafta, bahçedeki bir yaprak üzerindeki su damlacıklarını büyütmüştüm. Bu çok basit bir konu ama sadeliği nedeniyle de çok güzel. İyi bir makro objektif, bu tür fotoğrafları oluşturmak için çok kullanışlı bir araç olabilir.
Altta yer alan ikinci fotoğrafta, ağaca dikkat çekmek için çok basit ve düzenli bir arka plan yaptım. Bu fotoğraf, sadelik duygusu yaratmak için ‘negatif alan’ kullanmaktadır. Ayrıca, kompozisyonda üçler kuralını ve lider hatları da kullandım.

Alan Derinliği

Konunuzu izole etmek için sığ bir alan derinliği kullanmak, kompozisyonunuzu basitleştirmenin çok etkili bir yoludur. Geniş bir diyafram kullanarak, ana konuğunuzdan başka türlü dikkatinizi dağıtabilecek arka planı bulanıklaştırabilirsiniz. Bu, portre çekimi için özellikle yararlı bir tekniktir. (Diyafram açıklığında, enstantane hızında ve ISO’da (ASA’da) farklı diyafram ayarlarını nasıl kullanacağınız hakkında daha fazla bilgiyi bu yazı serilerinin ilerleyen bölümlerinde paylaşıyor olucam.)

Bir kutuda saklanan bir kedinin bu fotoğrafında, diyaframımı f3.5’e ayarlayarak, çok geniş bir açı ile çok bulanık bir arka plan oluşturuyorum.Bu, bulanık arkaplan (alan derinliği) daha az dikkat dağıtıcı olduğundan, kediyi ön planda tutuyor. Bu teknik, bir kompozisyonu basitleştirmek için mükemmel bir yoldur. Bunu, geçtiğimiz bölümde yapraktaki su yöntemi ile su damlacıklarına dikkat çekmek için de kullandığımı fark etmiş olabilirsiniz.

Açı Değişikliği

Çoğu fotoğraf göz seviyesinden alınır. Açınızı yukarı almak yada alçaltmak, tanıdık bir konunun daha ilginç ve özgün bir bileşimini yaratmanın bir yolu olabilir. Özellikle vahşi yaşam fotoğrafçılarında görüyoruz, mükemmel bir atış yapmak için karınlarına kadar çamurda yatıyorlar.

Gece çekilen bu Paris fotoğrafı, 15. Bölge’deki Montparnasse Kulesi’nin çatısından alındı. Her seferinde bir şehri ziyaret ettiğimde, şehri yukarıdan görebilmem için görüntüleme platformlarına sahip herhangi bir bina olup olmadığını her zaman araştırıyorum. Yükselmek, özellikle geceleri, bir şehrin muhteşem manzaralarını yakalama şansı veriyor.

Bazen bu mükemmel bakış açısını bulmak, ayaklarınızı ıslatmak anlamına gelir. Yukarıda Ballyhoura, County Limerick, İrlanda’da bir derede dururken aldığım bir fotoğrafı görüyorsunuz. Yağmurun geçmesi ve güneşin geri gelmesi için uzunca bir süre beklemek zorunda kaldım. Aşağı inmek ve kayaların üzerinden akan suyun hareketini yakalamak buna değerdi. Yine de kendimi ısıtmak için birkaç sıcak viski gerekti.

Renk Kombinasyonları

Rengin kompozisyonu ve kullanımı genellikle gözden kaçan bir bileşim aracıdır. Renk teorisi; grafik tasarımcıların, moda tasarımcılarının ve iç mimarların çok tanıdık olduğu bir şeydir. Bazı renk kombinasyonları birbirini iyi şekilde tamamlar ve görsel olarak çok çarpıcı olabilir.

Sağdaki renk tekerine bir göz atın. Renklerin bir dairenin bölümlerinde mantıksal olarak düzenlendiğini görebilirsiniz. Renk tekerleğinde birbirine zıt olan renklerin “tamamlayıcı renkler” olduğu söylenir. Fotoğrafçılar olarak, çekici ve çarpıcı kompozisyonlar yaratmanın bir yolu olarak tamamlayıcı renkleri içeren sahneleri arayabiliriz.

Dublin’deki Custom House’un bu fotoğrafında dikkat çekici mavi / sarı renk kombinasyonu mevcut. Işıklı binanın sarı tonları, mavi saat gökyüzünün derin mavisi ile güzel bir kontrast oluşturuyor.

Kırmızı ve mavi renk tekerleğinde de tamamlayıcı renklerdir. Stephen’ın Yeşil Alışveriş Merkezi geçen yıl Noel için kırmızı renkte yanıyordu. Bu, erken gece gökyüzünün derin mavisine karşı çok çarpıcıydı. Mavi saatlerde şehirleri fotoğraflamayı seviyorum. Gökyüzünün derin mavisi bu zamanda şehir mimarisine ve ışıklarına çok çekici bir fon sağlıyor.

Altın Oran

Altın oran nedir? Selin’in geçtiğimiz günlerde blogta yayınladığı yazıda da değindiği gibi, Doğadan İzler, Desenler ve Mükemmelliğin Simgesi; Altın Oran, matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır.  

İlk olarak kimler tarafından keşfedildiği bilinmese de, Mısırlılar’ın ve Yunanlılar’ın bu konu üzerinde yapmış oldukları bazı çalışmalar olduğu görülmektedir. Öklid, milattan önce 300′lü yıllarda yazdığı “elementler” adlı tezinde “ekstrem ve önemli oranda bölmek” olarak altın oranı ifade etmiştir. Mısırlıların Keops Piramidinde, Leonardo da Vinci’nin “İlahi Oran” adlı çalışmada sunduğu resimlerde  kullanıldığı bilinen “altın oran” , “Fibonacci Sayıları” olarak da bilinmektedir.

Orta Çağ’ın en ünlü matematikçisi olan İtalyan kökenli Leonardo Fibonacci, birbiri arasında ardışık ilişki ve olağanüstü bir oran bulunduğunu iddia ettiği sayıları keşfetmiş ya da diğer bir görüşe göre de Hint-Arap medeniyetinden öğrenmiş ve Avrupa’ya taşımıştır.

Evrendeki muhteşem düzenle birebir örtüşen bu sayıları keşfetmesi nedeniyle, altın orana da adının ilk iki harfi olan “Fi” (Φ) sayısı denilmiştir.

Bir yapı ya da sanat eserinin altın orana yakınlığı, onun aynı zamanda estetik olarak güzelliğinin bir ölçüsü olarak kabul görmüştür.

Altın oran yöntemi ile fotoğraf çekmek ilk başta çok karmaşık görünebilir. Gerçekte bu oldukça basit. Üçte ikisinin biraz daha karmaşık bir versiyonu gibi. Düzenli bir ızgara yerine, kadraj aşağıdaki örneklerde olduğu gibi bir dizi kareye bölünmüştür. Daha sonra bir salyangozun kabuğuna benzeyen bir spiral çizmek için kareleri kullanabilirsiniz. Buna “Fibonacci Spiral” denir. Kareler, sahnedeki öğeleri konumlandırmaya yardım eder ve spiral, sahnenin nasıl akması gerektiği konusunda bize bir fikir verir. Görünmez bir yol gösterici çizgiye benziyor.


Fotoğraf çekerken tüm bu kompozisyon kurallarını aklımızda bulundurmamız imkansız. Küçük pratikler ile bir süre sonra bu yönergelerin çoğunun yerleşmiş olduğunu göreceksiniz. Onları düşünmek zorunda kalmadan doğal olarak kullanmaya başlayacaksınız. Fakat aralıklarla egzersizler, düşünme ve her çıktığınızda bir veya iki tanesi kullanmaya çabalayarak fotoğrafçılıkta kompozisyon seviyenizi zaman ile yükseltebilirsiniz.

Bu yazı, fotoğrafçılığa dair bir yazı dizisinin başlangıcıdır. [1/10]

Bonuslar Canon Türkiye’den geliyor.

Fotoğraf pozlama değerleri; doğru kombinasyonlar = doğru ışığa sahip fotoğraflar

Bir cevap yazın

📲 Ücretsiz İndir